pexels photo 5971864

Ne yazık ki günümüzde hala daha yağlara karşı ön yargılar ve yanlış bilgiler çok fazla. Yağların en güzel yönlerinden bir tanesi tokluk hissini artırmasıdır. Protein ve lifle birlikte tüketildiğinde, yağlar yemeğinizi daha doyurucu hale getirebilir ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olabilir. Bu da aşırı yeme eğilimini azaltabilir ve kilo kontrolünü sağlayabilir. Hatta kötü kolesterolü düşürmemizi sağlayan bir besin öğesidir. Ayrıca uzun süre çok az yağlı beslendiğimizde kabızlık ve hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemleri yaşayabiliriz. Ancak yağ tüketirken dikkat etmemiz gereken yağın miktarıdır. Hayvansal kaynaklı yağlar yerine zeytinyağı, badem, ceviz, fıstık ezmesi, avokado gibi bitkisel kaynaklarda bulunan tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerinin tüketimine özen göstermeliyiz.

Ancak, doğru türde yağları seçmek önemlidir. Hayvansal yağlar yerine zeytinyağı, fındık, ceviz, badem, kabak çekirdeği, avokado gibi bitkisel kaynakların tüketilmesi çok daha değerlidir. Bunlar, kalp sağlığınızı destekler, iltihaplanmayı azaltır, beyin fonksiyonlarını destekler ve vücut hücrelerinizin sağlığını korur.

Protein kilo kaybına destek olan çok önemli bir besindir. Fakat burada atlanmaması gereken nokta sağlıklı olduğu için fazla tüketildiğinde kalorisinin azalmadığı ve yağ içeriğinin olduğu. Proteinden zengin olan hayvansal kaynaklar aynı zamanda doymuş yağlardan da zengindir. Bu yüzden aslında yüksek miktarda protein aldığınız diyetlerde, yüksek miktarda doymuş yağ da alıyorsunuz. Fazla doymuş yağ tüketimi kolesterolün yükselmesine, kalp damar hastalıklarının artmasına, kilo almanıza ve uzun vadede böbreklerinize fazla yük binmesine neden olabilir.

Bu nedenle düzenli egzersiz yapmıyorsanız kilo başına günde 0.8 – 1 gram, eğer düzenli egzersiz yapıyorsanız da kilo başına günde 1.2- 1.7 gram protein almanız yeterlidir.

protein.jpg

Bazı besinler sağlığımız için çok faydalı olsa da, ihtiyacınızdan fazla meyve, çiğ kuruyemişler, kurutulmuş meyveler, granola barlar, yulaf kaseleri, kendi sıktığınız portakal suları her ne kadar sağlıklı tercihler olsa da fazladan aldığımız her kalorinin yağa dönüştüğünü unutmayalım.

Bir bardak meyve suyu, limonata veya kremalı kahve aslında gün içinde sadece minik soğuk lezzetler gibi görünse de sayıları arttıkça artan kaloriler hiç de masum değil ne yazık ki.. Örneğin 1 bardak mocha kahveyi tam yağlı süt ve krema ile içtiğinizde 300 -400 kalori almış oluyorsunuz. Hiç tüketmeyin demiyorum fakat göz ardı etmemek de önemli bir nokta.

Bazen ne kadar az beslenir ne kadar az kalori alırsam o kadar hızlı kilo veririm düşüncesi olabiliyor. Fakat durum ne yazık ki böyle değil.. Çok düşük kalorili diyetler ile sadece yağdan kilo vermekle kalmaz kas ve sıvı kaybı da yaşarsınız bu durumda aslında vücudumuzu çalıştıran kas dokumuzun azalması ile metabolizma hızımızı da yavaşlatmayı beraberinde getiriyoruz. Bu durum tekrar eski beslenme rutininize döndüğünüzde daha hızlı kilo almanıza neden olur.

Çok düşük kalorili beslenmenin diğer büyük etkilerden biri de daha düşük kalori almalıyım düşüncesi ile kendimi strese sokmanız ve kortizol salınımın artmasına neden olmanız. Kortizol hormonunun artması ile özellikle karın çevrenizde yağlanma artar.

Özellikle son yıllarda hızla moda olan “detox” içecekleri her ne kadar sebze ve meyvelerle yapılsa da genellikle şeker içeriği yüksek meyvelerle yapılmaktadır. Bu meyveleri blenderize ettiğinizde ise içerisindeki posa miktarını azaltmaka ve şeker içeriğini arttırmaktasınız. Bununla beraber tokluk hissinizi de azaltabiliyorsunuz. Bu tarz içecekleri ana öğün yerine ara öğünlerde tüketebilirsiniz.

pexels photo 4443494

Scroll to Top