Hastalıklarda Beslenme

yeni ozempic geliyor kyct

Zayıflama İğneleri Gerçekleri.. Ozempic ve Diğer GLP-1 Analogları: Modern Tıbbın Mucizesi mi, Yoksa Sadece Yeni Bir Moda mı?

Son zamanlarda “en kolay kilo verdirme yöntemi” olarak sıkça duyduğumuz GLP-1 analogları ve Ozempic gibi ürünler, pek çok kişinin merak ettiği ve denemek istediği takviyeler haline geldi. Peki, gerçekten kilo vermenize destek oluyorlar mı? Size iyi mi geliyor, yoksa beklemediğiniz yan etkilerle mi karşılaşıyorsunuz? Bu yöntemlerin uzun vadede etkileri neler, vücudunuz nasıl tepki veriyor? Gelin, beraber inceleyelim. GLP-1 Nedir ve Ne İşe Yarar? Peki kimlere destek olabilir? Tip 2 Diyabet Hastalarında:GLP-1 analoglarının insülin salgısını artırarak kan şekeri kontrolünü iyileştirdiği, birçok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır. Bu ilaçlar, diyabet hastalarının kan şekeri seviyelerini düşürmede etkili ve güvenilir bir tedavi seçeneğidir. Morbid Obezite (Aşırı Şişmanlık) Durumunda:GLP-1 analogları, iştahı azaltıp tokluk hissini artırarak kilo vermeye yardımcı olur. Klinik araştırmalar, bu ilaçların özellikle morbid obez hastalarda anlamlı kilo kaybı sağladığını göstermektedir. Peki mucizevi gibi görünen bu yöntemlerin hiç yan etkisi yok mu? Üzgünüm ama tabiki var.. Mucizevi değil:GLP-1 analogları kilo vermede ve kan şekeri kontrolünde etkili olsa da, tek başına her şeyi çözen bir yöntem değildir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri ile desteklenmelidir. Kas kaybı riski:Hızlı kilo kaybı sırasında, özellikle yeterli protein alımı ve egzersiz yapılmadığında kas kütlesinde azalma görülebilir. Kas kaybı, metabolizmanın yavaşlamasına ve kilo verme sürecinin zorlaşmasına neden olabilir. Bu durum, çok düşük kalorili diyetlerde yaşanan kas kaybına benzer bir durum yaratıyor. Kilo artışı riski:İlaç kesildiğinde veya yaşam tarzı değişiklikleri yapılmadığında, verilen kilolar kolayca geri alınabilir. Bu da uzun vadeli başarısızlığa yol açabilir. Yan etkiler:Bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı gibi yan etkiler sıkça görülür ve bazı kişilerde tedaviyi bırakmaya neden olabilir. GLP-1 analogları, özellikle tip 2 diyabet ve morbid obezite tedavisinde önemli faydalar sağlıyor. Ancak, tek başına mucize yaratmıyor. Uzun vadede kalıcı başarı için sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri şart. Ayrıca, kas kaybı ve kilo alımı gibi dezavantajları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle, bu ilaçlar mutlaka uzman kontrolünde ve bilinçli şekilde kullanılmalıdır.

Zayıflama İğneleri Gerçekleri.. Ozempic ve Diğer GLP-1 Analogları: Modern Tıbbın Mucizesi mi, Yoksa Sadece Yeni Bir Moda mı? Read More »

pexels taryn elliott 4374580

POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA BESLENME TAVSİYELERİ

Polikistik Over Sendromu (PCOS), üreme sistemi sorunlarına, hormonal değişikliklere ve metabolik problemlere neden olan bir durumdur. PCOS’lu bireylerin yaşam kalitesini iyileştirmek ve semptomları yönetmek için beslenme büyük bir rol oynayabilir. Bazı çalışmalar düşük karbonhidratlı bir diyet önerirken, bazıları insülin seviyesini kontrol etmek için düşük glisemik indeksli bir diyet öneriyor. POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA İYİ GELEN BİTKİLER Beslenme dışında mutlaka, Kilo Kontrolü: PCOS’lu bireyler için kilo kontrolü, semptomların yönetiminde önemlidir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek, insülin direncini azaltabilir. Dengeli Porsiyonlar: Porsiyon kontrolü, kilo kontrolü ve kan şekeri yönetimi için önemlidir. Yemeklerinizi dengeli porsiyonlarla hazırlayın. Stres Yönetimi: Stres, PCOS semptomlarını kötüleştirebilir. Yoga, meditasyon ve derin nefes alma egzersizleri gibi stres yönetimi tekniklerini deneyin.

POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA BESLENME TAVSİYELERİ Read More »

pexels photo 3808016

MİGREN VE BESLENME

Migren, sıradan bir baş ağrısından öte, kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen şiddetli ağrılar yaşamasına neden olan nörolojik bir rahatsızlıktır. Nedir bu migren? Şiddetli baş ağrısının yanında en yaygın migren sebepleri; Migrenin Nedenleri? Migren ataklarını tetikleyebilecek besinler; Migren sıklığını azaltmaya yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri;

MİGREN VE BESLENME Read More »

pexels gustavo fring 6285303

GRİBE KARŞI EN BÜYÜK SİLAH: BAĞIŞIKLIĞINI GÜÇLENDİR!

Grip, özellikle soğuk havalarda bağışıklık sistemini zayıflatan ve hızla yayılabilen bir viral enfeksiyondur. Ancak doğru beslenme, gripten korunmada ve hastalık sürecini daha hafif atlatmada güçlü bir silah olabilir. Özellikle okul dönemi başlamasıyla çocuklar, hamileler ve 65 yaş üstü bireyler için ateş, öksürük, burun akıntısı, baş ağrısı, eklem ağrıları ve halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkmaya başladığında önlem almak çok değerli. Bu nedenle, gripten korunmak ve ilk belirtiler ortaya çıkar çıkmaz harekete geçmek oldukça önemlidir. Grip ve soğuk algınlığıyla mücadelede kullanabileceğimiz yardımcı destekler şunlardır: 1. C Vitamini Zengini Gıdalar C vitamini, bağışıklık sistemini destekleyen en önemli vitaminlerden biridir. Portakal, mandalina, kivi, biber, brokoli ve çilek gibi C vitamini zengini besinler tüketmek, vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. 2. Zencefil ve Zerdeçal Bu iki güçlü baharat, anti-enflamatuar ve antioksidan özellikleriyle bilinir. Zencefil çayı veya zerdeçallı yemekler, grip belirtilerini hafifletmede ve vücut direncini artırmada yardımcı olabilir. 3. Probiyotikler Yoğurt, kefir, lahana turşusu gibi fermente gıdalar, bağırsak florasını güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler. Güçlü bir bağırsak sağlığı, vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirir. 4. Çinko İçeren Besinler Çinko, enfeksiyonlarla savaşan beyaz kan hücrelerini destekler. Kabak çekirdeği, badem, kırmızı et ve mercimek gibi çinko açısından zengin yiyecekler, grip sırasında vücudun toparlanmasını hızlandırabilir. 5. Bol Su Tüketimi Grip süresince su kaybı yaşanabilir. Vücudun sıvı dengesini korumak, toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve iyileşme sürecini hızlandırır. 6. Ekinezya Antiinflamatuar özelliğe sahip bir bitki olması nedeniyle özellikle bronşial şikayetlerin azalmasında etkilidir. 7. Bitki Çayları Kuşburnu, ıhlamur, kekik gibi bitki çaylarını tüketebilirsiniz.

GRİBE KARŞI EN BÜYÜK SİLAH: BAĞIŞIKLIĞINI GÜÇLENDİR! Read More »

reflu

REFLÜ HASTALARI NASIL BESLENMELİ?

Reflü yemek yendikten sonra tüketilen yiyeceklerin mideden, yemek borusuna ve ağza geri gelmesidir. Özellikle yemek borusunun altındaki mide geçişinde bulunan kapının çalışma bozukluğundan kaynaklanır. Genellikle mide yanması, göğüs ağrısı ve ağızda ekşi bir tat gibi belirtilere yol açar. Reflüyü kontrol altına almak için beslenme büyük bir rol oynar. Hadi bir bakalım neler yapabiliriz. Reflü Hastaları Hangi Besinlerden Uzak Durmalı? Reflü Hastalarına Uygun Besinler; Reflü Hastalarının Dikkate Alması Gereken Bazı Beslenme Önerileri: Yatmadan Önce Yemek: Akşam yemeğini yatmadan en az 2-3 saat önce yemek, mide asidinin yatarken yemek borusuna geri kaçmasını engelleyebilir. Kilo Kontrolü: Fazla kilo, reflü riskini artırabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak veya kilo vermek reflü semptomlarını azaltabilir. Beslenme Günlüğü Tutma: Hangi yiyeceklerin semptomları tetiklediğini belirlemek için bir beslenme günlüğü tutabilirsiniz. Bu, uygun beslenme planınızı geliştirmenize yardımcı olabilir. Yatarken Başın Yüksek Olmalı: Yatarken başınızın yüksek olmasını sağlamak için başınızı yükselten yastıklar kullanabilirsiniz. Bu, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını engellemeye yardımcı olabilir. Stres Yönetimi: Stres, mide asidi üretimini artırabilir ve reflü semptomlarını şiddetlendirebilir. Stres yönetimi teknikleri, semptomları hafifletebilir. Yemek Sonrası Aktivite: Yemekten hemen sonra ağır egzersiz yapmaktan kaçının. Yemek sonrası hafif bir yürüyüş veya dinlenme aktivitesi daha iyi bir seçenek olabilir. Çiğneme Alışkanlıklarınızı İyileştirin: Yiyecekleri iyice çiğnemek, sindirim sürecini iyileştirebilir ve mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını engelleyebilir. Sıvı Tüketimine Dikkat Edin: Yemek yerken sıvı alımı azaltın,  sıvı tüketimini öğün aralarına taşıyın Besin Seçimi: Çok sıcak veya çok soğuk besinler tüketmeyin. Kıyafet Seçimi: Dar kemerler ya da beli daraltıcı korse ve benzeri giysilerden kaçının.

REFLÜ HASTALARI NASIL BESLENMELİ? Read More »

63238add4e3fe11494cd3c16.jpg 2

KOLESTEROL DÜŞÜREN 10 BESİN

Kolesterolü düşürmeye yardımcı olan besinler, sağlıklı bir diyetin önemli bir parçasıdır ve kötü (LDL) kolesterol seviyelerini düşürerek kalp sağlığını destekler. İşte kolesterolü düşüren bazı olmazsa olmaz önemli besinler.. 1. Avokado Tekli doymamış yağdan hem de liften zengin olan avokado kötü (LDL) kolesterolü düşürürken, iyi kolesterolün (LDL) de artmasına yardımcı oluyor. Yapılan bir çalışmada günde 1 avokado yiyen yüksek LDL seviyelerine sahip obez bireylerin, yemeyenlere göre kolesterol seviyelerinde anlamlı bir düşüş gözlemlenmiş. 2. Yağlı tohumlar Ceviz, badem, fındık gibi kavrulmamış / çiğ tüketilen yağlı tohumlar; Yağlı tohumlar fitosterol kaynağıdır. Fitosterol yapısal olarak kolesterole benzer ve barsaktan kolesterolün emilimini engelleyerek kan kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. 3. Balık Özellikle somon / uskumru gibi yağlı balıklar, omega 3 yağ asitlerinin mükemmel kaynağıdır. Omega 3 yağ asitleri, HDL (iyi) kolesterolü arttırarak vücuttaki inflamasyon /iltihaplanma, inme riskini azaltır. Haftada 2 gün mevsim balıklarını, fırın veya buharda pişirerek tüketmeyi ihmal etmeyin. 4.Kurubaklagiller Nohut, mercimek, kurufasülye, maş fasülyesi gibi besinleri bu grup içerisinde düşünebilirsiniz. Kuru baklagiller, lif, mineral ve bitkisel proteinden zengindirler. Haftada 2 gün hayvansal protein kaynaklarını (et, tavuk, balık vb) bitkisel protein kaynakları ile değiştirmek kalp hastalığı riskini azaltır. 5.Taze Meyveler Bir çok meyve türü, kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan çözünür lif bakımından zengindir. Özellikle pektin adı verilen çözünür lifin kolesterolü %10’a kadar düşürdüğü gösterilmiştir. Pektin; elma, üzüm, narenciye ve çilekte bulunur. Fakat burada en önemli nokta porsiyon kontrolü meyvenin fazla tüketilmesi de kolesterolü düşürmek yerine tam tersi artırır. 6.Yeşil Yapraklı Sebzeler Yeşil yapraklı sebzeler, yüksek lif ve içerisindeki polifenollar ile LDL kolesterolün emilimini azaltan bileşikler içerir ve kalp sağlığını destekler. 7.Sarımsak Ana aktif bileşiği allisin olan sarımsağın, kan basıncı yüksek olan kişilerde kan basıncını düşürdüğü ve aynı zamanda LDL ve toplam kolesterolü de düşürmeye yardımcı olduğu gösterilmiştir. 8. Bitter Çikolata ve Kakao Bitter çikolatanın ana madddesi kakaodur. Bitter çikolata ve kakaonun içindeki flavonoidlerin antioksidan etkisi ile LDL (kötü) kolesterolü düşürebileceğine dair pek çok çalışma bulunuyor. Ancak burada tüketilmesi gereken market raflarındaki çikolatalar değil. Ham kakao veya %75-85 oranında bitter çikolata tüketmeye dikkat edin. 9.Tam tahıllar Yapılan çalışmalar işlenmemiş tam tahıl ürünlerinin kalp hastalığı görülme riskini azalttığını göstermektedir. Özellikle yulaf beta glukandan zengin olup, aynı zamanda kolesterolü de düşürmeye yardımcı olan çözünür bir lif kaynağıdır. 10. Balık Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan yağlı balıklar, LDL kolesterolü düşürürken trigliserid seviyelerini de iyileştirir. Haftada 2 gün mevsim balıklarını, fırın veya buharda pişirerek tüketmeyi ihmal etmeyin.

KOLESTEROL DÜŞÜREN 10 BESİN Read More »

karaciger yaglanmasi 89194 39024 b

KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLARA 10 ÖNERİ

KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLARA 10 ÖNERİ Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, obezite, diyabet, alkol kullanımı ve tiroid bezinin yetersiz çalışması gibi faktörler nedeniyle karaciğer yağlanması sorunu giderek artış göstermektedir. Sağlıklı Beslenme:  Bol lifli, düşük şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınan bir diyet benimseyin. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar tüketin. Sebze ve meyve gibi lifli besinlerin tüketimi arttırılmalı, günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmeli. Yoğun karbonhidrat ve basit şeker tüketimi azaltın. Düzenli Egzersiz:  Haftada en az 150 dakika egzersiz sağlık risklerini azaltmada en büyük yol arkadaşımız. Gün aşırı en az 30 dakika süreyle yapılan spor ve egzersiz kan dolaşımını artırarak insülin direncini ve karın bölgesinde biriken yağ kütlesini azaltır. Böylece karaciğerde biriken yağ miktarı geriler. Bu nedenle günlük yaşam alışkanlıklarına mutlaka düzenli tempolu yürüyüşü ekleyin. Kilo Kontrolü:  Sağlıklı bir kiloda kalmak karaciğer yağlanmasını azaltabilir. Fazla kalori tüketmek ve buna bağlı olarak aşırı kilo almak karaciğerde yağ birikmesine neden olur. Karaciğer, yağları olması gerektiği gibi işleyip parçalamadığında çok fazla yağ birikimi meydana gelir.  Alkol Tüketimini Azaltın:  Üzgünüm ama alkol karaciğerin en büyük düşmanlarından biri. Alkol sonucu vücutta biriken toksinler, karaciğer yağlanmasının ortaya çıkışına neden olduğu gibi bu zeminde ortaya çıkacak karaciğer sirozu gelişimini hızlandırır.  Alkol tüketimini sınırlamak veya tamamen bırakmak bu süreçte faydalı olacaktır. Şekerli İçeceklerden Kaçının:  Şekerli içecekler, meyve suları ve gazlı içecekler karaciğer yağlanmasını artırabilir. Bunun yerine su, bitki çayları veya şekersiz içecekler tercih edin. Sağlıklı Yağlar Kullanın:  Zeytinyağı, avokado ve fındık gibi sağlıklı yağ kaynaklarını tercih edin. Trans yağlardan ve doymuş yağlardan kaçının. Kaymak, krema, yağlı etler, mayonez gibi yağlı besinlerin tüketimini sınırlandırın. Düzenli Uyku:  Yeterli ve düzenli uyku almak genel sağlığınız için önemlidir. Günde 7-8 saat uyumaya çalışın. Stres Yönetimi:  Stres, karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yoga, meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama tekniklerini deneyin. Düzenli Sağlık Kontrolleri:  Doktorunuzla düzenli kontroller yaparak karaciğer sağlığınızı takip edin. Kan testleri ve karaciğer fonksiyon testleri yaptırın. 6 ayda bir mutlaka kan tahlili yaptırarak değerlerinize baktırmakı ihmal etmeyin. İlaç ve Takviyeleri Dikkatli Kullanın:  Karaciğer sağlığınıza zarar verebilecek ilaç ve takviyeleri doktorunuza danışmadan kullanmayın. Çay ve kahve tüketimi: Zaten koskoca günde bir kahve keyfim var diyorsanız size güzel bir haberim var.. Kahvenin pek çok kalp ve diğer hastalıklardan, kanser gelişiminden koruyucu etkisi artık bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda ise karaciğer yağlanmasında da faydalı olduğu görülmüş ve günde 1 fincan Türk kahvesi içilmesinin karaciğer yağlanmasına iyi geldiği bulunmuştur.

KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLARA 10 ÖNERİ Read More »

ImageForNews 755873 16915883279216833.jpg

DASH Diyeti: YÜKSEK TANSİYONUNUZU KONTROL ALTINA ALIN

DASH Diyeti: YÜKSEK TANSİYONUNUZU KONTROL ALTINA ALIN DASH diyeti (Dietary Approaches to Stop Hypertension – Hipertansiyonu Durdurmak İçin Diyet Yaklaşımları) özellikle yüksek tansiyonu düşürmek ve genel sağlık durumunu iyileştirmek için geliştirilmiş bir beslenme planıdır.  DASH diyetinde amaç adından da anlaşılacağı üzere yüksek tansiyonu tedavi etmek ve önlemeye yardımcı olmaktır. Bu şekilde ilaç tüketimini en aza indirmeye destek olacak ve ömür boyu sürecek bir beslenme modelidir. DASH diyeti;  düşük yağlı, düşük doymuş yağlı ve düşük kolesterollü besinleri içerir. Bu besinler de kalp sağlığını destekler. Yine bu besinlerin lif içeriği yüksek olduğundan dolayı kolesterol seviyelerini kontrol etmeye ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmayı sağlar.  Kilo vermeyi desteklediği halde ilk amaç kilo vermek olmayan diyet türleri kategorisinde olduğu için, diyetisyenin onayı ile kalori sınırlamasının hastada açlık krizine neden olmayacak şekilde planlanması, alternatif bir yaklaşım olarak uygulanabilir.  DASH Diyeti Nasıl Yapılır? DASH diyetinde temel prensip tuz tüketimini ve sodyum alımını düşürmek, basit şeker ve basit karbonhidratları sınırlamak ve bunların yerine lif oranı yüksek, magnezyum, potasyum ve kalsiyum bakımından zengin bir beslenme türüne geçmektir.  Kalp damar sağlığı için doğru beslenme modelinde sağlıklı yağlar, sebze, meyve, tam tahıllar, yağlı tohumlar ve kaliteli protein tüketmek gerekir. DASH diyeti buna göre oluşturulmuş, antioksidan besin öğeleri bakımından zengin bir diyet planıdır. Bu diyeti aynı zamanda lif oranı yüksek besinlerin yer aldığı ve kalsiyum, potasyum, kalsiyum yönünden zengin bir beslenme planı olarak düşünebilirsiniz.  DASH Diyetinde Ne Yenir? DASH diyetinde tüketimi serbest olan besinler: DASH Diyetinde Neler Yenmemeli? Dash diyetinin temel amacının sodyum tüketimini sınırlamak ve basit şeker, karbonhidrat tüketimini azaltmak olduğundan bahsettik. Sodyum deyince “tuz” geliyor tabi ancak sodyum sınırlı diyetlerde sadece tuzsuz yemek yetmeyebilir, bazı besinlerin tuz içeriklerine de dikkat etmek gerekir. Yüksek tansiyonu olanların genelde günlük 1500 mg sodyumu geçmemeleri öneriliyor. 1 çay kaşığı tuzda 400 mg sodyum bulunduğunu düşünürsek bazı besinlere özellikle dikkat edilmeli. Yüksek Sodyum İçeren Besinler DASH Diyeti Kilo Verdirir mi? Evet, DASH diyeti kilo vermeye yardımcı olabilir. Başlangıçta yüksek tansiyonu kontrol altına almak amacıyla geliştirilmiş olsa da, bu diyet ile beraber sağlıklı beslendiğinizde ve yeterince hareket ettiğinizde doğal olarak kilo kaybını da destekler. 

DASH Diyeti: YÜKSEK TANSİYONUNUZU KONTROL ALTINA ALIN Read More »

diyet beslenme saglik biber mezura metabolizma mkl mnk mns

Metabolik Sendromda Beslenme

1-Metabolik Sendroma Sahip miyim? yazımızda metabolik sendromdan bahsetmiştik. Şimdi de metabolik sendromda nasıl beslenmeliyiz biraz konuşalım..  1. Dengeli Bir Diyet: Metabolik sendromla savaşta temel adım, dengeli bir diyeti benimsemektir. Günlük beslenme programınızda protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağları dengeli bir şekilde içeren bir plan, vücut fonksiyonlarını düzenleyebilir ve metabolizmanızı destekleyebilir. Metabolik sendromun iyileştirilmesinde şeker, tuz, yağ tüketimini sınırlandırmak; lif, vitamin, minerallerden zengin besinleri beslenmeye dahil etmek atılması gereken adımların başında geliyor.  2. Kompleks Karbonhidratlar: Rafine şekerlerden ziyade, tam tahıllı ürünler gibi kompleks karbonhidratlara odaklanın. Bu tür karbonhidratlar, kan şekerinizi daha dengeli bir şekilde düzenleyerek daha dengeli bir şekilde size enerji sağlayacaktır.  3. Sağlıklı Yağlar: Omega-3 yağ asitleri içeren balıklar, avokado, ceviz gibi sağlıklı yağ kaynakları, kolesterol seviyelerini dengeleyebilir ve kalp sağlığınızı destekleyebilir. Trans yağlardan kaçının ve doymuş yağları sınırlayın. 4. Antioksidan Zengini Besinler: Antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak iltihabı azaltabilir. Renkli sebzeler, meyveler, özellikle kırmızı meyveler, yeşil çay ve baharatlar gibi antioksidan zengini besinleri diyetinize ekleyin. 5. Porsiyon Kontrolü: Porsiyon kontrolü, aşırı kalori alımını önleyerek kilo kontrolünü destekler. Her öğünde doğru porsiyonları seçmek, metabolik sağlığınızı olumlu yönde etkileyebilir. 6. Düzenli Egzersiz: Sağlıklı bir diyetle birlikte düzenli egzersiz, metabolizmayı hızlandırabilir, kilo kontrolüne yardımcı olabilir ve kan basıncını düzenleyebilir. Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik egzersiz hedeflemek değerlidir.

Metabolik Sendromda Beslenme Read More »

Scroll to Top