Ece Kasapoğlu

pexels daniel reche 718241 1556672

GEBELİKTE HIZLI KİLO ALIMI

Hamilelik döneminde fazla kilo alımı hem annenin hem de bebeğin sağlık durumunu olumsuz etkileyebilmektedir. Hızlı kilo alımı, gestasyonel diyabet riskini artırabilir. Gestasyonel diyabet, gebelik sırasında ortaya çıkan ve kan şekerinin yüksek seviyelere çıkmasına neden olan bir durumdur. Kontrol altına alınmadığı durumlarda doğum komplikasyonlarına ve bebeğin kilolu olmasına neden olabilir. Hızlı kilo alımı, gebelik sırasında yüksek tansiyon riskini artırabilir. Yüksek tansiyon, anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir bunun sonucunda preeklampsi durumu oluşabilir. Aşırı kilo alımı sezaryen doğum ihtimalini artırır. Normal doğum zorlaşabilir ve doğum sürecinde komplikasyonlar gelişebilir. Aşırı kilo alımı ile amniyon sıvısının artışı gözlemlenebilir. Bu durum erken doğum, plasenta sorunları ve bebekte komplikasyonlara sebep olabilir. Hızlı kilo alımı vücut dengesini bozarak sırt ve eklem ağrılarına neden olabilir. Hareketsizlik daha da fazla kilo alımına yol açabilir. Hızlı kilo alımı, bebeğin de hızlı kilo almasına neden olabilir. Bu durum, bebekte obezite riskini artırabilir ve ileride sağlık sorunlarına yol açabilir. Hızlı kilo alımı, doğum sonrası kilo verme sürecini zorlaştırabilir. Bu durum anneyi hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlayabilir. Verilmeyen kilolar ile tekrar gebelik durumunda komplikasyon riski artar. Hızlı kilo alımı ve buna bağlı olarak yaşanan beden imajı değişiklikleri, doğum sonrası depresyon riskini artırabilir.

GEBELİKTE HIZLI KİLO ALIMI Read More »

pexels photo 3808016

MİGREN VE BESLENME

Migren, sıradan bir baş ağrısından öte, kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen şiddetli ağrılar yaşamasına neden olan nörolojik bir rahatsızlıktır. Nedir bu migren? Şiddetli baş ağrısının yanında en yaygın migren sebepleri; Migrenin Nedenleri? Migren ataklarını tetikleyebilecek besinler; Migren sıklığını azaltmaya yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri;

MİGREN VE BESLENME Read More »

healthy eating ingredients 1296x728 header.jpg

DİYET EFSANELERİ-1

Diyet ve kilo verme konusunda yaygın olarak inanılan ancak doğru olmayan birçok efsane vardır. İşte bazı diyet efsaneleri; 1 ) Suyuma limon sıkmam yağ yakar mı? Keşke limonlu su içerek vücudumuzdaki tüm fazla yağlardan kurtulabilsek.. Ancak limonlu suyun doğrudan yağ yakma etkisi yoktur, ancak bazı dolaylı faydaları metabolizmanızı ve kilo verme sürecinizi destekleyebilir. Bu konudaki en temel özellik limonun içerisindeki c vitamini. C vitamini yağ metabolizmasında önemli bir rol oynar. Ayrıca bağışıklık sistemini destekleyerek kilo verme döneminde daha iyi hissetmenizi sağlar. C vitamini ve kilo kaybı üzerine yapılan çalışmalar, bu vitaminin kilo kontrolüyle dolaylı bir bağlantısı olabileceğini göstermektedir. C vitamini, vücutta enerji üretimini destekler ve yağ yakımına katkı sağlayan enzimlerin işlevini artırır. Bazı çalışmalarda özellikle egzersiz sırasında yağ metabolizmasının daha verimli çalışmasını sağladığı görülmüştür. Ancak C vitamininin tek başına kilo kaybına yol açtığına dair güçlü ve kesin kanıtlar bulunmamaktadır. Kilo vermek için dengeli beslenme ve aktif yaşam tarzı hala temel faktörlerdir. Limon kilo kaybı için sihirli bir ilaç olmayabilir, fakat başka konularda faydalı olabilir. Limonun kalorisi oldukça düşüktür. Bağışıklık sistemini destekler ve enfeksiyonlara karşı koruma sağlar​. Salatalarınıza ve soslarınıza aroma vermesi nedeni ile günlük hayatınızın güzel parçalarından biri olabilir. 2) İçtiğimiz kahve ve çaylar su yerine geçiyor mu? Günlük 400 miligram kadar kafein almasının hiçbir sakıncası yok, hatta olumlu etkileri mevcut. İçerdikleri kafein sayesinde de metabolizmanın hızlanmasına, dinç ve enerjik bir ruh haline, kan şekeri ve kan basıncını düzenlemede tüm bunlarla beraber kalp sağlığı üzerine de olumlu etkileri vardır. En büyük yanılgılardan biri, içilen çay ve kahvenin su yerine geçtiğinin sanılmasıdır. Oysa çay ve kahve diüretik etkiye sahiptir. Bu da, vücudumuz için gerekli olan suyun idrar yoluyla atılmasına sebep olur. Vücuttaki yetersiz su miktarı; dikkat eksikliği, yorgunluk ve sinirlilik yaşanmasına neden olabilir. Bu nedenle aslında çay-kahve tüketildiği zamanlar ekstra su içilmesi gerekir ki kaybedilen su miktarı yerine konabilsin. 3) Sağlıklı besinleri istediğim kadar tüketebilirim. Sağlıklı gıdalar bile fazla tüketildiğinde kilo artışına yol açabilir. Unutmayın su dışında her besinin kalorisi vardır. Örneğin, meyveler doğal şeker içerir ve aşırı tüketildiklerinde kalori alımını artırabilir. Yağsız krakerler, barlar, sağlıklı cipsleri de porsiyon kontrolünde tüketmeniz gereklidir.

DİYET EFSANELERİ-1 Read More »

pexels gustavo fring 6285303

GRİBE KARŞI EN BÜYÜK SİLAH: BAĞIŞIKLIĞINI GÜÇLENDİR!

Grip, özellikle soğuk havalarda bağışıklık sistemini zayıflatan ve hızla yayılabilen bir viral enfeksiyondur. Ancak doğru beslenme, gripten korunmada ve hastalık sürecini daha hafif atlatmada güçlü bir silah olabilir. Özellikle okul dönemi başlamasıyla çocuklar, hamileler ve 65 yaş üstü bireyler için ateş, öksürük, burun akıntısı, baş ağrısı, eklem ağrıları ve halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkmaya başladığında önlem almak çok değerli. Bu nedenle, gripten korunmak ve ilk belirtiler ortaya çıkar çıkmaz harekete geçmek oldukça önemlidir. Grip ve soğuk algınlığıyla mücadelede kullanabileceğimiz yardımcı destekler şunlardır: 1. C Vitamini Zengini Gıdalar C vitamini, bağışıklık sistemini destekleyen en önemli vitaminlerden biridir. Portakal, mandalina, kivi, biber, brokoli ve çilek gibi C vitamini zengini besinler tüketmek, vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. 2. Zencefil ve Zerdeçal Bu iki güçlü baharat, anti-enflamatuar ve antioksidan özellikleriyle bilinir. Zencefil çayı veya zerdeçallı yemekler, grip belirtilerini hafifletmede ve vücut direncini artırmada yardımcı olabilir. 3. Probiyotikler Yoğurt, kefir, lahana turşusu gibi fermente gıdalar, bağırsak florasını güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler. Güçlü bir bağırsak sağlığı, vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirir. 4. Çinko İçeren Besinler Çinko, enfeksiyonlarla savaşan beyaz kan hücrelerini destekler. Kabak çekirdeği, badem, kırmızı et ve mercimek gibi çinko açısından zengin yiyecekler, grip sırasında vücudun toparlanmasını hızlandırabilir. 5. Bol Su Tüketimi Grip süresince su kaybı yaşanabilir. Vücudun sıvı dengesini korumak, toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve iyileşme sürecini hızlandırır. 6. Ekinezya Antiinflamatuar özelliğe sahip bir bitki olması nedeniyle özellikle bronşial şikayetlerin azalmasında etkilidir. 7. Bitki Çayları Kuşburnu, ıhlamur, kekik gibi bitki çaylarını tüketebilirsiniz.

GRİBE KARŞI EN BÜYÜK SİLAH: BAĞIŞIKLIĞINI GÜÇLENDİR! Read More »

pexels supliful 13787643 1

SPİRULİNA NEDİR? NE İÇİN KULLANILIR?

Dünyanın en eski canlılarından biri olan spirulina, binlerce yıldır varlığını sürdüren bir süper gıda! Bu mucizevi mavi-yeşil alg, okyanusların derinliklerinden günümüzün sağlık trendlerine kadar uzanan etkileyici bir yolculuk yaptı. Zengin besin içeriğiyle dikkat çeken spirulina, küçük bir yosun olmasına rağmen büyük bir güç taşıyor. Spirulina Nedir? Spirulina, bilinen en iyi oksijen üreticilerinin yani mavi-yeşil alglerin bir diğer adıyla mikro alglerin besine dönüşmüş hali… Bu tek hücreli canlılar hem karada hem de suda yaşayabilme yetenekleri ile Dünya’da ilk ortaya çıkan canlılardan biri olarak biliniyor. Uzun yaşamın sırrını da spirulina sayesinde bizlerle paylaşıyorlar. Spirulina’nın içerdiği besin maddeleri arasında protein, B vitaminleri, demir, magnezyum ve antioksidanlar bulunur. Ayrıca, bazı amino asitler açısından da oldukça zengindir, bu da onu bitkisel bazlı bir protein kaynağı olarak öne çıkarır. Zengin fitokimyasal içeriğine bağlı olarak karaciğer, sinir sistemi ve böbrek koruyucu etkileri yanında; antitümör, antienflamatuvar, antioksidan, hipoglisemik ve hipolipidemik fonksiyonlara sahip olduğu bildirilmektedir Spirulinanın bu kadar faydalı bir bitki olmasının nedeni içeriğindeki vitaminlerin, minerallerin, proteinin biyoyararlanımının %90’lara ulaşmasıdır. %60-70 oranında protein oranıyla dünya üzerindeki en zengin ve kolay sindirilebilen tam protein kaynaklarından biridir. Spirulinanın sahip olduğu yüksek proteine ek olarak, %20 karbonhidrat, %5 yağ, %7 mineraller ve % 3-6 arasında su (nem) vardır. Bundan dolayı spirulina, et veya süt ürünlerinden elde edilen proteinlerin tersine, düşük yağlı, düşük kalorili ve kolesterolsüz bir protein kaynağıdır. Spirulinanın vejeteryanlar için önemi, B12 vitamini bakımından yüksek değerde olmasından kaynaklanmaktadır. Spirulinanın Faydalarına Bir Bakalım.. Kan Şekerini Dengelemeye Yardımcıdır; Tip 2 diyabet hastası olan 15 kişiye 2 ay süreyle verilen Spirulina takviyesinin açlık kan şekeri seviyesini ve yemek sonrası glikozu önemli ölçüde azalttığını bildirilmişlerdir.  Lipid Profilini Düzenlemeye Yardımcıdır; Yapılan çalışmada, %16 Spirulina içeren gıda takviyesi alınmasının kandaki toplam kolesterol, LDL, VLDL ve fosfolipidlerin artışını önemli ölçüde düşürerek, lipit profilini düzenlediği belirtilmiştir.  Bağışıklığı Destekler; Spirulinada bulunan fikosiyaninin genel anlamda bağışıklık sistemini desteklediğini ve çeşitli hastalıklara karşı koruma sağladığı belirtilmiştir. pirulina, yaşlı kişilerde anemi ve yaşlanmaya bağlı bağışıklık sisteminin zayıflamasınıiyileştirebilir.” kanısına varılmıştır Kanserden Koruyucu; Spirulina yüksek düzeylerde beta-karoten, demir ve çinko içermekle birlikte selenyum, mangan, bakır, krom, vitamin C ve E içermektedir. Bu antioksidan mineraller ve vitaminlerin bağışıklık sistemini uyardıkları, özellikle kansere karşı korumada rol oynadıkları ve yaşlanmayı yavaşlattıkları belirlenmiştir.   Böbrek Taşını Atmaya Yardımcı; Spirulina, böbrek taşını oluşturan kalsiyum oksalatı ortamdan uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle sürekli böbrek taşı üreten bünyelerde rahatlıkla kullanılabileceği ifade edilmiştir.

SPİRULİNA NEDİR? NE İÇİN KULLANILIR? Read More »

matcha

MATCHA ÇAYININ FAYDALARI

Matcha çayı, geleneksel olarak Japonya’da yetiştirilen ve işlenen bir tür yeşil çaydır. Diğer yeşil çaylardan farkı, matchanın toz halinde olması ve yapraklarının özel bir işlemden geçirilmesidir. Matcha, sadece yaprakların suya batırıldığı bir çay değildir; yaprakların kendisi toz haline getirilip suyla karıştırılır ve içilir. Bu sayede yaprağın tamamı tüketildiği için, diğer yeşil çaylara göre daha yoğun bir antioksidan ve besin içeriğine sahiptir. 1- Güçlü bir Antioksidan Matcha çayı, yapılan araştırmalara göre diğer bildiğiniz yeşil çaylardan tam üç kat daha güçlü bir detoks etkisine sahip. En bilinen antioksidanlar, katehin ve polifenolden yüksek dozda bulunduran bu çay hücre tamirinden doku yenilenmesine birçok yönden vücuda fayda sağlıyor. 2- Metabolizmayı Hızlandırıyor Neredeyse kalorisiz olan matcha çayı kilo kontrolünde yardımcılarınızdan. Yapılan araştırmalara göre düzenli olarak matcha çayı tüketmek, hücrelerde termogenezi artırarak daha hızlı kalori yakılmasını sağlıyor. 3- Stresi Azaltıyor Matcha çayı için ‘bardakta meditasyon’ betimlemesi oldukça uygun. En çok ‘övülen’ aminoasitlerden L-theanine, matcha çayında yoğun olarak bulunuyor. Peki bu aminoasitin işlevi ne? Beyindeki alfa dalgalarını artıran L-theanine, uykunuz gelmeden rahatlamanıza ve zihninizi dinlendirmenize yardımcı oluyor, hafızayı güçlendiriyor, modunuzu yükseltiyor. 4- Enerji Vericidir Kafein içerdiği için enerji verir, ancak kahvedeki gibi ani bir düşüş yerine daha yumuşak ve sürekli bir enerji sağlar. 5- Odaklanmayı Sağlıyor Bu çay için dengeli bir odaklanma sağlıyor diyebiliriz. Diğer alternatiflerine göre 4 kat daha fazla kafein içeren Matcha, enerji ve uyarılma dozunuzu yükseltiyor. Kendisi bir fincan kahve kadar etkili. Ancak içeriğindeki aminoasitler matcha çayının uyarıcı etkisini optimum seviyeye çekiyor ve üretkenliği artırıyor. 6- Kolesterolü Düşürmeye Yardımcıdır Matcha, LDL kolestrol seviyesini düşüren, kan şekerini dengelemeye yardımcı olup damarlardaki yağlanmanın önüne geçen bu içerik kalp krizi riskini azaltıyor. Ayrıca vücuttan toksinlerin atılması kolaylaştırarak karaciğere de destek oluyor. MATCHANIN YAN ETKİLERİ NELERDİR? 1. Aşırı Kafein Alımı Kafein İçeriği: Matcha, yüksek oranda kafein içerir. Aşırı tüketildiğinde kafeine bağlı olarak şu yan etkiler ortaya çıkabilir: 2. Demir Emilimini Azaltabilir Matcha çayı, yeşil çay gibi tanninler içerir. Tanninler, vücudun bitkisel gıdalardan gelen demiri emme kapasitesini azaltabilir. Özellikle demir eksikliği olan bireylerin matcha çayını yemeklerden hemen önce veya sonra içmekten kaçınmaları önerilir. 3. Sindirim Problemleri Bazı kişilerde aşırı matcha tüketimi mide ekşimesi, mide bulantısı veya ishal gibi sindirim sorunlarına yol açabilir. Matchadaki kafein ve tanninler, mide asidini artırarak bu tür rahatsızlıklara neden olabilir. 4. İlaçlarla Etkileşim Matcha çayı, bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlar (örneğin, varfarin) ile birlikte kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. Ayrıca kafein içeren ilaçlar veya takviyeler ile birlikte alınması kafein doz aşımına yol açabilir.

MATCHA ÇAYININ FAYDALARI Read More »

reflu

REFLÜ HASTALARI NASIL BESLENMELİ?

Reflü yemek yendikten sonra tüketilen yiyeceklerin mideden, yemek borusuna ve ağza geri gelmesidir. Özellikle yemek borusunun altındaki mide geçişinde bulunan kapının çalışma bozukluğundan kaynaklanır. Genellikle mide yanması, göğüs ağrısı ve ağızda ekşi bir tat gibi belirtilere yol açar. Reflüyü kontrol altına almak için beslenme büyük bir rol oynar. Hadi bir bakalım neler yapabiliriz. Reflü Hastaları Hangi Besinlerden Uzak Durmalı? Reflü Hastalarına Uygun Besinler; Reflü Hastalarının Dikkate Alması Gereken Bazı Beslenme Önerileri: Yatmadan Önce Yemek: Akşam yemeğini yatmadan en az 2-3 saat önce yemek, mide asidinin yatarken yemek borusuna geri kaçmasını engelleyebilir. Kilo Kontrolü: Fazla kilo, reflü riskini artırabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak veya kilo vermek reflü semptomlarını azaltabilir. Beslenme Günlüğü Tutma: Hangi yiyeceklerin semptomları tetiklediğini belirlemek için bir beslenme günlüğü tutabilirsiniz. Bu, uygun beslenme planınızı geliştirmenize yardımcı olabilir. Yatarken Başın Yüksek Olmalı: Yatarken başınızın yüksek olmasını sağlamak için başınızı yükselten yastıklar kullanabilirsiniz. Bu, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını engellemeye yardımcı olabilir. Stres Yönetimi: Stres, mide asidi üretimini artırabilir ve reflü semptomlarını şiddetlendirebilir. Stres yönetimi teknikleri, semptomları hafifletebilir. Yemek Sonrası Aktivite: Yemekten hemen sonra ağır egzersiz yapmaktan kaçının. Yemek sonrası hafif bir yürüyüş veya dinlenme aktivitesi daha iyi bir seçenek olabilir. Çiğneme Alışkanlıklarınızı İyileştirin: Yiyecekleri iyice çiğnemek, sindirim sürecini iyileştirebilir ve mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını engelleyebilir. Sıvı Tüketimine Dikkat Edin: Yemek yerken sıvı alımı azaltın,  sıvı tüketimini öğün aralarına taşıyın Besin Seçimi: Çok sıcak veya çok soğuk besinler tüketmeyin. Kıyafet Seçimi: Dar kemerler ya da beli daraltıcı korse ve benzeri giysilerden kaçının.

REFLÜ HASTALARI NASIL BESLENMELİ? Read More »

63238add4e3fe11494cd3c16.jpg 2

KOLESTEROL DÜŞÜREN 10 BESİN

Kolesterolü düşürmeye yardımcı olan besinler, sağlıklı bir diyetin önemli bir parçasıdır ve kötü (LDL) kolesterol seviyelerini düşürerek kalp sağlığını destekler. İşte kolesterolü düşüren bazı olmazsa olmaz önemli besinler.. 1. Avokado Tekli doymamış yağdan hem de liften zengin olan avokado kötü (LDL) kolesterolü düşürürken, iyi kolesterolün (LDL) de artmasına yardımcı oluyor. Yapılan bir çalışmada günde 1 avokado yiyen yüksek LDL seviyelerine sahip obez bireylerin, yemeyenlere göre kolesterol seviyelerinde anlamlı bir düşüş gözlemlenmiş. 2. Yağlı tohumlar Ceviz, badem, fındık gibi kavrulmamış / çiğ tüketilen yağlı tohumlar; Yağlı tohumlar fitosterol kaynağıdır. Fitosterol yapısal olarak kolesterole benzer ve barsaktan kolesterolün emilimini engelleyerek kan kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. 3. Balık Özellikle somon / uskumru gibi yağlı balıklar, omega 3 yağ asitlerinin mükemmel kaynağıdır. Omega 3 yağ asitleri, HDL (iyi) kolesterolü arttırarak vücuttaki inflamasyon /iltihaplanma, inme riskini azaltır. Haftada 2 gün mevsim balıklarını, fırın veya buharda pişirerek tüketmeyi ihmal etmeyin. 4.Kurubaklagiller Nohut, mercimek, kurufasülye, maş fasülyesi gibi besinleri bu grup içerisinde düşünebilirsiniz. Kuru baklagiller, lif, mineral ve bitkisel proteinden zengindirler. Haftada 2 gün hayvansal protein kaynaklarını (et, tavuk, balık vb) bitkisel protein kaynakları ile değiştirmek kalp hastalığı riskini azaltır. 5.Taze Meyveler Bir çok meyve türü, kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan çözünür lif bakımından zengindir. Özellikle pektin adı verilen çözünür lifin kolesterolü %10’a kadar düşürdüğü gösterilmiştir. Pektin; elma, üzüm, narenciye ve çilekte bulunur. Fakat burada en önemli nokta porsiyon kontrolü meyvenin fazla tüketilmesi de kolesterolü düşürmek yerine tam tersi artırır. 6.Yeşil Yapraklı Sebzeler Yeşil yapraklı sebzeler, yüksek lif ve içerisindeki polifenollar ile LDL kolesterolün emilimini azaltan bileşikler içerir ve kalp sağlığını destekler. 7.Sarımsak Ana aktif bileşiği allisin olan sarımsağın, kan basıncı yüksek olan kişilerde kan basıncını düşürdüğü ve aynı zamanda LDL ve toplam kolesterolü de düşürmeye yardımcı olduğu gösterilmiştir. 8. Bitter Çikolata ve Kakao Bitter çikolatanın ana madddesi kakaodur. Bitter çikolata ve kakaonun içindeki flavonoidlerin antioksidan etkisi ile LDL (kötü) kolesterolü düşürebileceğine dair pek çok çalışma bulunuyor. Ancak burada tüketilmesi gereken market raflarındaki çikolatalar değil. Ham kakao veya %75-85 oranında bitter çikolata tüketmeye dikkat edin. 9.Tam tahıllar Yapılan çalışmalar işlenmemiş tam tahıl ürünlerinin kalp hastalığı görülme riskini azalttığını göstermektedir. Özellikle yulaf beta glukandan zengin olup, aynı zamanda kolesterolü de düşürmeye yardımcı olan çözünür bir lif kaynağıdır. 10. Balık Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan yağlı balıklar, LDL kolesterolü düşürürken trigliserid seviyelerini de iyileştirir. Haftada 2 gün mevsim balıklarını, fırın veya buharda pişirerek tüketmeyi ihmal etmeyin.

KOLESTEROL DÜŞÜREN 10 BESİN Read More »

cay hamilelikte guvenli mi

GEBELİKTE BİTKİ ÇAYI TÜKETİMİ

Gebelikte bitki çayı tüketimi hassas bir konudur, çünkü bazı bitki çayları anne adayının ve bebeğin sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu nedenle, bitki çayı tüketmeden önce mutlaka bir doktora danışmak önemlidir. Genel olarak, güvenli olduğu düşünülen bazı bitki çayları vardır, ancak yine de miktarına ve sıklığına dikkat edilmelidir. Bitki çayları içerisinde pek çok madde barındırmaktadır. Güvenli olduğunu bildiğiniz çay bile bu dönemde kullanım koşulları dikkate alınarak içilmeli, gerekirse tüketimi kesinlikle bırakılmalıdır. Hatta bazı bitkisel çaylar rahim kasılmasına neden olabileceği için erken doğum riskini arttırmakta, gelişimini tamamlayamayan bebekte ise ölümlere neden olabilmektedir. Bu bitkiler; GEBELİKTE 2 FİNCANI GEÇMEDEN GÜVENLE TÜKETEBİLECEĞİNİZ BİTKİ ÇAYLARI; Ihlamur; sakinleştirici ve rahatlatıcı etkilere sahip olduğu için hamilelikte yaşanan uykusuzluk, huzursuzluk veya mide bulantısı gibi yaygın hamilelik belirtilerini hafifletmek için tüketilir. Kuşburnu; C – vitamini içerir, kabızlığı engeller, öksürüğe iyi gelir. Papatya; Bağırsaklarda gaz ve ağrı gidericidir, sindirimi düzenler, iidrar söktürür. Heyecanı ve gerginliği azaltır. Kalsiyum ve magnezyum oranı yüksektir, ayrıca uykusuzluk ve eklem iltihabına da iyi gelir. Nane- limon; mide bulantısına oldukça iyi gelir. Nane limon aynı zamanda gebelik sırasında karşılaşılan migren, gaz ve ödem gibi sorunlara da iyi gelir. Limon ile beraber c vitamini desteklenir ve soğuk algınlığında iyi gelir.

GEBELİKTE BİTKİ ÇAYI TÜKETİMİ Read More »

Scroll to Top